SAHAFİYE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SAHAFİYE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2011 Pazartesi

Per Aspera Ad Astra

IN MEMORIAM ZÜHTÜ BAYAR
Hep hüzünlenerek okuduğum bilimkurgu öykü kitabı Geyşa Android Şirketi’nin yazarı Zühtü Bayar peşinden koştuğu yıldızlara doğru yola çıktı 26 Mart 2011’de…

  Per Aspera Ad Astra !  

O, bir arşivist, "sci-fi geek", gezgin, dergici, bilim-kurgucu, entellektüel, nümismat, avcı, sahaf, bohem, yazar, hippy, akvaryumcu, gazeteci, radyocu, şair, yazar, filozof, şövalye, rocker, "valkar", '68 kuşağından, her daim aşık, aynı anda hem ütopist hem de distopist... , komple bir egzantrik insandı... Gazeteci yazar oğlunun adını, Uzay Yolu'nun Atılgan'ından esinlenip, koyacak kadar... Türkiye'nin Lagari Hasan Çelebi'den sonra ikinci veya çağdaş anlamda ilk amatör roketini yapacak kadar... Yıldızlara uzanacak kadar...
Hakkında ardından yazılmış güzel bir yazı için buraya tıklayınız. Yıldızlarda "Filler Mezarlığı" var mıdır?

Fazlası için :
*Deli Kasap
*Manyak Savaşçı
DÜZELTME :
Sayın Atılgan Bayar Twitter'da şöyle demiş:

" Babam, benim adımı Atılgan isimli bilimkurgu dizisinden esinlenerek koymadı... Ve zaten, söz konusu dizi ben doğduktan çok sonra yayınlanmaya başlamıştı... Doğumumdan 1 yıl önce, Sovyet Rusya'nın gönderdiği uydudan esinlenerek koydu... O uydunun adı Atılgan idi..

Ayrıca, Atılgan Bey'in de beğendiğini belirttiği, Murat T.Diksöz'ün, Zühtü Bayar anısına kaleme aldığı yedi sayfalık yazısına şuradan ulaşabilirsiniz :
1.Sayfa
2.Sayfa
3.Sayfa
4.Sayfa
5.Sayfa
6.Sayfa
7.Sayfa

7 Şubat 2011 Pazartesi

Nümismatide Nostalji...

Daha önce de nümismati ile ilgili konularda aktarımlarda bulunduğum, 1960'larda ve 1970'lerde yayın hayatında bulunan "HAYAT TARİH MECMUASI"´ndan, yeni bir aktarımda bulunacağım :
Yılı 1970 olan bu seferki dergi, 1970 yılının ilk sayısı... HAYAT TARİH MECMUSASI - 1970 - SAYI -1 - KAPAKNumismatik aleme değerli katkılarda bulunan rahmetli Nuri Pere ile yapılmış bir röportaj, bu sayının dikkat çekici yazısı. Yazıyı rahatça okuyabilmek için, her bir sayfanın taranmış ve küçültülmüş görüntüsünün üzerlerine tek tek ve sırasıyla tıklamanız yeterli. Yeni pencerede açılacaklardır...
Herhangi bir telif sorunu oluşması durumunda, blog profilimdeki iletişim adresimden bana ulaşabilirsiniz; böyle bir durumda, bu girdi derhal kaldırılacaktır.
Son olarak, bu taranmış (scan edilmiş) Türkçe yazıları okuyamayacakları veya kolayca çeviremeyecekleri için, "Ay'dan İzlenimler"´in yabancı takipçilerinden özür dilerim!
HAYAT TARİH MECMUASI - 1970 / 1 - S.35

HAYAT TARİH MECMUSASI - 1970 - SAYI -1 - SAYFA 35
HAYAT TARİH MECMUASI - 1970 / 1 - S.36

HAYAT TARİH MECMUSASI - 1970 - SAYI -1 - SAYFA 36
HAYAT TARİH MECMUASI - 1970 / 1 - S.37

HAYAT TARİH MECMUSASI - 1970 - SAYI -1 - SAYFA 37
HAYAT TARİH MECMUASI - 1970 / 1 - S.38

HAYAT TARİH MECMUSASI - 1970 - SAYI -1 - SAYFA 38
HAYAT TARİH MECMUASI - 1970 / 1 - S.39

HAYAT TARİH MECMUSASI - 1970 - SAYI -1 - SAYFA 39
HAYAT TARİH MECMUASI - 1970 / 1 - S.40

HAYAT TARİH MECMUSASI - 1970 - SAYI -1 - SAYFA 40

13 Ekim 2010 Çarşamba

Ön-Türk Uygarlığı

ÖN-TÜRK TARİHİ - ÖN KAPAK2003 Yılında edindiğimiz Kazım Mirşan'ın saptamalarından yola çıkarak Haluk Tarcan'ın yazdığı "Ön-Türk Uygarlığı" kitabı ve bu kitaptan nümismatikle ilgili oldukça aykırı sayılabilecek bazı sayfalar konuğum oluyor bu kez. Kitap, Ön-Türk (Proto Türk) Uygarlığı ile ilgili çok ilginç bilgiler vermekte. Bu bilgilerin %10'u bile doğru olsa, Türk Tarihi hakkında bildiklerimizi kökünden değiştirecek bir çalışma. Meraklısı mutlaka edinmeli. Kazım Mirşan'ın ve Haluk Tarcan'ın kim olduklarını merak edenler, Internet üzerinden bilgi edinebilir...
Kitabın içinde, kaynak gösterilmek kaydıyla alıntılarda bir sorun çıkmayacağı anlamına gelebilecek bir açıklama mevcut.KİTAPTAN ALINTI YAPILMASIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA Töre Yayın Grubu tarafından çıkartılmış; yeni baskıları var mı bilmiyorum.
Sayfalara tek tek tıkladığınızda yeni pencerede açılacaklardır. Tanıtım ve bilgi verme amacıyla AY'dan İzlenimler´in konuğu oldu kitabımız.
Bir telif sorunu çıkması durumunda, profilim üzerinden ulaşılabilecek iletişim bilgilerim kanalıyla haber verilmesi halinde, gereken yapılacaktır. Son olarak bu tür alıntılarda, resim-yazıların çevirilerini veremediğim için, blog'un Türkçe bilmeyen ve yabancı takipçilerinden özür dilerim.
A

HALUK TARCAN - ALINTI 01

B
HALUK TARCAN - ALINTI 02
C
HALUK TARCAN - ALINTI 03

D
HALUK TARCAN - ALINTI 04

E
HALUK TARCAN - ALINTI 05

F
HALUK TARCAN - ALINTI 06

G
HALUK TARCAN - ALINTI 07

Arka kapağı ayrıca okumanızı öneririm.
ÖN-TÜRK TARİHİ - ARKA KAPAK

6 Ekim 2010 Çarşamba

H.T.M. - Ekim 1966'dan bir yazı...

KAPAK - HAYAT TARİH MECMUASI - EKİM 1966 - SAYI 9 Osmanlı'nın ilk sikkesini kimin bastırdığı hep tartışma konusu olmuştur nümismati aleminde. Günümüzde bile Osman Gazi'nin bastırdığı iddia edilen bu paranın kesinleşmiş bir durumu yoktur. Oysa çocuğumun tarih dersi kitabında "kesinleşmiştir" ifadesi var! Bu konuda çokça teori mevcut. 1980'de rahmetli İbrahim Artuk'un bu sikkeyi (aslında günümüzde 3 adet bulunduğu söylenir) Osman Gazi'nin (I.Osman) sikkesi ilan etmesi, bir süre sonraysa yanıldığını açıklaması, işleri daha da karıştırıyor. Genel olarak "Osmanlı'da paranın tarihi" içerikli diyebileceğimiz bu makale de, 1966'nın Ekim sayısında (No.:9), Hayat Tarih Mecmuası'nda Osman Gazi sikkesi ile başlayıp, son dönem Osmanlı'ya dönemin nümismatik bakış açısıyla uzanan, dört sayfalık bir yazı... Banknotlarda da, II.Mahmut için benzer bir hadise tartışılmakta... İlk Osmanlı banknotu II.Mahmut zamanında mı bastırıldı?
Kırkdört sene önce bu ay yayınlanmış, dört sayfalık, artık "dökümanter" sayılacak yazıyı paylaşma gereği duydum. Yazı-resimlere tıkladığınızda, yeni bir pencerede açılıp büyüyeceklerdir. Blog'un yabancı ve Türkçe bilmeyen izleyicileri için, bu yazıyı kolayca Türkçe'ye çevirme imkanım olmadığından ötürü özür dilerim. Bir telif sorunu oluşması durumunda, profilimden ulaşılabilecek iletişim adresime bildirilirse, gerekeni yaparım.
A
SAYFA 74 - HAYAT TARİH MECMUASI - EKİM 1966 - SAYI 9
B
SAYFA 75 - HAYAT TARİH MECMUASI - EKİM 1966 - SAYI 9
C
SAYFA 76 - HAYAT TARİH MECMUASI - EKİM 1966 - SAYI 9
D
SAYFA 77 - HAYAT TARİH MECMUASI - EKİM 1966 - SAYI 9

21 Eylül 2010 Salı

Temmuz 1968 Hayat Tarih Mecmuası'ndan...

Geçenlerde sevgili(m) kocam, eski kitap ve dergilerimizi karıştırırken, bana söylediğine göre, okuma-yazmayı ilk öğrendiği zamanlarda ilk okuduğu dergilerden olan, Hayat Tarih Mecmuası'nda bir yazıya rastlamış ve anımsamış...HAYAT TARİH MECMUASI - TEMMUZ 1968 - KAPAK Ailesinden kalan bu dergiler, her altı sayıda bir ciltlenmiş... İlginç olansa, kendisinin de aynı yıl ve ayda doğmuş olması!
Hayat Tarih Mecmuası'nın Temmuz 1968 sayısında, güzide kurumumuz Darphane ile ilgili bir yazı var. Beş sayfalık bu yazıyı taradım ve okunabilir halde kalması şartıyla, biraz minimize ettim.
O zamanlar, henüz yeni binasına geçmiş Darphane'de yapılmış bir röportaj şeklinde bir yazı...
Bu beş sayfalık, artık "dökümanter" sayılacak yazıyı paylaşma gereği duydum. Yazı-resimlere tıkladığınızda, yeni bir pencerede açılıp büyüyeceklerdir. Blog'un yabancı ve Türkçe bilmeyen izleyicileri için, bu yazıyı kolayca Türkçe'ye çevirme imkanım olmadığından ötürü özür dilerim. Bir telif sorunu oluşması durumunda, profilimden ulaşılabilecek iletişim adresime bildirilirse, gerekeni yaparım.
A
Temmuz '68 - Hayat Tarih Mecmuası - Sayfa 26
B
Temmuz '68 - Hayat Tarih Mecmuası - Sayfa 26
C
Temmuz '68 - Hayat Tarih Mecmuası - Sayfa 27
D
Temmuz '68 - Hayat Tarih Mecmuası - Sayfa 28
E
Temmuz '68 - Hayat Tarih Mecmuası - Sayfa 29
ESKİ HAYAT TARİH MECMUASI CİLTLERİ

22 Nisan 2010 Perşembe

İnci'nin Kitabı

Ahmet Adnan Saygun76 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış konuşmasında şöyle diyordu: “Bir ulusun yeni değişikliğine ölçü, musikide (müzikte) değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir. Bunu açıkça bilmeliyiz. Ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce son genel musiki (müzik) kurallarına göre işlemek gerekir; ancak bu düzeyde Türk Ulusal Musikisi (Müziği) yükselebilir, evrensel musikide (müzikte) yerini alabilir.”

1907 doğumlu Ahmet Adnan Saygun o tarihte 27 yaşındadır ve Atatürk’ün isteğiyle ilk Türk Operası “Özsoy”u Türk müzik yaşamına kazandıracaktır. Eser, İran Şahı’nın ülkemizi ziyareti sebebiyle sahnelenmek üzere Ahmet Adnan Saygun tarafından iki ay gibi bir süre içinde tamamlanır. Atatürk bu eserle Cumhuriyet devrimlerinin ve çağdaş Türk toplumunun tanıtılmasını ve İran ile Türk Halklarının yakınlaşmasını amaçlarken, Saygun da kısıtlı zamana ve devrin güç koşullarına karşın büyük bir başarıyla "Özsoy" operasını bestelemiştir. Atatürk bu gelişmeyi “bir devrim hareketi” olarak nitelendirir.

“Özsoy” Operası ilk kez 19 Haziran 1934 gecesi, Ahmet Adnan Saygun'un orkestra şefliğinde Türk ve İran Devlet Başkanlarının önünde Ankara Halkevi’nde sahnelenir. Eserin librettosu (metinleri) Münir Hayri Egeli tarafından kaleme alınmıştır. İlk sahnelendiğinde üç perdelik olan “Özsoy” Operası Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü nedeniyle Ahmet Adnan Saygun tarafından tek perdelik özet haline getirilmiş, 48 yıl sonra 3 Şubat 1982’de tek perde olarak sahnelenmiştir.

“Özsoy” üzerine bu kadar ansiklopedik bilgiyi yarının 23 Nisan olması sebebiyle biraz uzun tuttum, aslında amacım Ahmet Adnan Saygun’un yine 1934’te yazdığı, çok uzun zamandır peşinde olduğum ve en sonunda bularak edinebildiğim “İnci’nin Kitabı” isimli piyano için yedi küçük parçanın yer aldığı kitabından söz etmekti. Halit Refiğ’in 1988 yapımı Hanım / Madame filminde gördüğümden beri (Filmde piyano dersleri veren Olcay Hanım öğrencisiyle bu kitap üzerinden de piyano parçalarını çalışmaktadırlar) Saygun’un kitabını piyano eğitimi alan kızıma armağan edebilmek için arayıp tarıyordum her köşe bucağı… Kitabın kapak ve ilk parçanın notalarının yer aldığı fotoğraflarla baş başa bırakarak “AY”dan İzlenimler’in takipçilerini, Sanat Yazarı Şefik Kahramakaptan’ın web sitesinden alıntıyla sonlandırmak istiyorum bugünkü günce notumu: “İnci’nin Kitabı’nı Ahmet Adnan Saygun, 1934 yılında, ilk Türk operası Özsoy’u besteleyip, Riyaset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası şefliğine atandıktan sonra yazdı. Yedi küçük parçadan oluşan bir süit olan İnci’nin Kitabı’nı Saygun, Paris’teki eğitimi sırasında kendisine çok yardımcı olan füg ve kompozisyon hocası Eugene Borrel’in eşine sunuladı. Bu yedi parçanın adları da, bunların çocuklar için yazıldığını hemen çağrıştırır: İnci, Afacan Kedi, Masal, Kocaman Bebek, Oyun, Ninni, Rüya… Saygun, 1950′de yapıtını orkestraya da uyguladı. Yapıt ayrıca iki gitar için de uygulandı. İnci’nin Kitabı, ABD’de çeşitli üniversitelerin müzik bölümlerinde derslerde kullanılmaktadır.”İnci'nin Kitabıİnci
Büyütmek için fotoğraflara tıklayınız.

Değerli bestecimiz Ahmet Adnan Saygun (1907 - 1991)'dan bahsetmişken, güzide kurumlarımızdan Darphane'nin, koleksiyonerler için, 1991 yılında kaybettiğimiz Saygun'un anısına hatıra para çıkarttığını da eklemek istiyorum. Paranın desen ve kalıp çalışmaları Darphane gravörü Suat Özyönüm tarafından yapılmış. Hatıra parada Ahmet Adnan Saygun'un cepheden portresi, altında 1907 ve 1991 tarihleri, üstte çevrede Ahmet Adnan Saygun yazısı, portrenin arkasında 5 satır şeklinde notalar ve satırlar arasında süs olarak kullanılmış 3 adet kuş figürü yer almakta. Arka planda görünen notalar Ahmet Adnan Saygun'un orijinal el yazısı olup, Opus 60 birinci defter “İnsan Üzerine Deyişler” den “3 kuş” adlı parçanın notalarıdır. Zarif tasarımlı Ahmet Adnan Saygun Hatıra Parası
sevgili(m) kocamın koleksiyonunda da yer almaktadır.Ahmet Adnan Saygun Hatıra Parası

11 Ocak 2010 Pazartesi

İskenderiye Şekerleri

ANTİK ÇAĞ YEMEKLERİ VE YEMEK KÜLTÜRÜ - ÖN KAPAK
"ANTİK ÇAĞ YEMEKLERİ VE YEMEK KÜLTÜRÜ" adlı kitap bu kez SAHAFİYE'nin ve KİTAPLAR'ın konusu... Aslında çok eski bir kitap değil; 2003'de almışız İstanbul / Nişantaşı / Reasürans Çarşısı'nın Abdi İpekçi tarafındaki arka kapısı civarındaki Patika Kitabevi'nden. 2001 basımı bir kitap. Orijinali 1996'da İngilizce olarak basılmış. 2001'de Betül Avunç çevirmiş bu ilginç kitabı ve dilimize kazandırmış.
Kitabın ilk basımı elimizdeki. Andrew Dalby ve Sally Grainger bu kitabı yazmışlar ve British Museum Press'ten 1996'da "THE CLASSICAL COOKBOOK" adıyla çıkmış. İngilizcesi çeşitli yabancı Internet kitapçı ve sahaflarında 23-32 US$ aralığında bulunabiliyor. THE CLASSICAL COOKBOOK - ÖN KAPAKANTİK ÇAĞ YEMEKLERİ VE YEMEK KÜLTÜRÜ - KENAR / SIRTBizdeki Homer Kitabevi'nden çıkmış olansa ya tükenmiş veya çok az mevcut yerli Internet kitapçıları ve sahaflarda. Tuhaf bir şekilde sanki US$, TL'ye eşitlenmiş gibi bizdekilerin rakamsal değeri de aynı. Kuşe kağıt... Ancak baskı ve kapak kalitesi sanırım İngilizce orijinalinde biraz daha iyi ve bu da orijinalin TL karşılığını artırıyor. İlginç değil mi?Sayfa sayısı 160. Ciltsiz ve karton kapak. 21 x 21 cm. ebadında. Özenle hazırlandığı belli oluyor. Betül Avunç, akıcı bir dille çevirmiş. Antik Dönem veya Klasik Dönem'den kasıt, Eski Grek-Roma hatta Part ve Eski Mısır, Helenistik Çağ... Kitaba alınmış çoğu tarif, günümüze uyarlanabilir veya olduğu gibi kullanılabilir durumda.İlginç tarifler hakikaten...
Burası, özellikle hanım blogcular arasında yaygın olan yemek blogu türünde bir yer değil veya yemek tariflerine yer vermiyorum. Ancak bu kitabın tanıtımı vesilesiyle bir istisna yapacağım... Kitabın içinde, "...tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında..." ibaresi mevcut. Dolayısıyla kitabı tanıtma maksatlı olarak yapılacak basit bir tariften bir zarar gelmez diye düşünüyorum.
Sayfa 84-85'teki "İskenderiye Şekerleri"´nden :
(Kitaptaki imla ile olduğu gibi yazılmıştır.)
YAKLAŞIK YİRMİ TANE
* 1 BARDAK (120 G) SUSAM
* 3/4 BARDAK (85 G) KIYILMIŞ KARIŞIK KURU YEMİŞ (BADEM, CEVİZ, FINDIK)
* 3/4 BARDAK (170 G) SÜZME BAL


Susamlarla kuru yemişleri, renkleri biraz dönünceye dek 180 derecedeki (gaz no 4) fırında kavurun. Balı bir sos tavasına koyup kaynama noktasına getirin, köpüğünü alın ve 7 dakika ağır ağır kaynatın. Bal henüz sıcakken, kuru yemişlerle susamları da katarak iyice karıştırın. Düz bir fırın tepsisini ya da bir fırın kabını yağlayıp, karışımı üzerine yayın. El değdirilecek duruma gelinceye dek soğumaya bırakın, sonra da şeker büyüklüğünde toplar halinde biçimlendirin.
Küçük kağıt parçalarına sararak, yemeğin sonunda meyve ve kuru yemişle birlikte servis edin.

-_Z E Y T İ N -_
Şimdi de arka kapaktan alıntı :
Antik Çağ Yemekleri ve Yemek Kültürü, antik dünyanın bütününden- hem Yunan hem Roma yazınından- yemek tariflerinin derlendiği ve bunların günümüz mutfağında yeniden nasıl yaratılabileceğini gösteren ilk kitaptır. O dönemlerden kalan ziyafet, içki ve şölen resimleri ile öykülerinin yanına, sonuç veren " menüler" yerleştirilerek, ikibin yıl öncesinin tatları, kokuları ve zevkleri ile günümüz arasında bir köprü oluşturulmaya çalışılmıştır.
Bu kitap sekiz bölümden oluşmakta ve her bölüm arkeolojik kanıtlarla desteklenmiş olan Yunanca ve Latince metinlere dayanmaktadır. Böylece Yunan-Roma yaşamına, yiyeceklerinin çeşitliliğine ve yemek kültürüne ilişkin mevcut tüm kaynakların elverdiği ölçüde doğru ve kapsamlı bilgilerin verilmesi amaçlanmıştır.
Kitabın en çarpıcı özelliği ise antik çağ mutfağını bizzat tatmak isteyen okurlar için elli çeşit özgün antik yemeğinin tam ve uygulanabilir tarifini içermesidir.


Kitapta arkeolojik bazı objelerin görüntüleri de bulunuyor. Örneğin gümüş yemek takımları var. Eskilerin zeytin yetiştirme ve işleme kültürleri dikkat çekiyor. Çeşitli çizim ve görseller ile hoşça okunabilen, gurmelerce pek sevilebilecek bir yapıt. AntiKitEHmmm..!Şikemperest derlerdi eski dilde bizde gurme karşılığı olarak. Oburun kültürlüsü yani mide düşkünü! Kaç adet basıldığını ve meraklısının şu saatten sonra bulup bulamayacağını, kaç baskı yapıldığını bilmiyorum. Fakat bir şekilde edinirseniz, hem tarihe, eski çağlara hem de değişik yemeklere meraklıysanız siz de seveceksiniz bu kitabı.
Afiyet şeker, bal olsun! :-)ANTİK ÇAĞ YEMEKLERİ VE YEMEK KÜLTÜRÜ - ARKA KAPAK
Hello Kitty!    No Kitty!

8 Ocak 2010 Cuma

Pek Saygıdeğer Değerli Kâtip Ç.

Kâtip ÇelebiEvvelki NÜMİSMATİK izdüşümü girdisinde değindiğim, "Kâtip Çelebi'nin 400. Doğum Yılı Hatıra Parası" ve Kâtip Çelebi hakkında bir şeyler yazma gereksinimi duydum. Darphane 4 Ocak 2010'da, 31 Aralık 2009'da satışa çıkardığını ve 31 Aralık 2011'e dek satışta kalacağını duyurduğu (!) "Kâtip Çelebi'nin 400. Doğum Yılı Hatıra Parası"´nı henüz satışa çıkarmış değil. Adlarını burada anmak istemediğimiz bazı yetkililer, Internet siteleriyle kendileri arasında koordinasyonsuzluk olabileceğinden dem vurdular. Umarız en kısa sürede, bu tarz, koleksiyonerleri bunaltan aksaklıklar giderilir! Önümüzdeki haftaya mevzu bahis paranın bir ihtimal hazır olacağı bilgisine ulaştık kurduğumuz temaslar neticesinde..! Kâtip Çelebi Anısına Basılan Gümüş Hatıra Para50 TL nominal değerli ve 60 TL'ye satılacak bu "Proof" baskı para, mistiklerce Ay'ın metali olarak kabul edilen Gümüş'ten mamul. Bir Oz (ons) Gümüş şu aralar, 18 US$ civarında. Aslında yatırım için XAG/USD (Gümüş/US$), XAU/USD (Altın/US$)'dan daha cazip gibi görünmekte çeşitli finansal yorumcular tarafından... Miktarı en fazla 3000 adet gösterilmiş yeni hatıra paramızın. Bunları yazıyoruz çünkü her nedense bazen ilan edilenden fazla basım yapılabiliyor ilgili kurum tarafından ve bu da koleksiyon değerini ileride düşürücü bir unsur olabiliyor... Tasarımı naif. Cihannüma'dan olduğu izlenimini veren bir tasvir bir yüzünde ve öbür yüzdeyse Çelebi'nin görüntüsü ve eserlerinde kullandığı bazı figürler yer almakta.
K.Çelebi'nin doğumu bazı kaynaklarda 1608, bazılarındaysa 1609 olarak gösterilmiş. Örneğin 1958'de anısına (350.Yıl ?) çıkarılan pul için 1608 yılı baz alınmış. Yeni hatıra paramız içinse 1609... 1609'un, kuvvetle muhtemel, doğru doğum tarihi olduğunu sanıyorum. Nitekim benzer bir durum M.K.Atatürk için de geçerlidir. Bazı kaynaklar 1881 değil, 1880 (Kasım-Aralık ?) yılı olarak verirler Atatürk'ün doğum yılını. Neyse, 1958 pulunu da vesile ederek bir koleksiyon izdüşümü (kategorisi) daha açıyorum: FİLATELİ...
1958 Kâtip Çelebi PuluŞimdiden belirteyim, hatıra paralar veya diğer nümismatik konular kadar yer işgal etmeyecek FİLATELi izdüşümü AY'dan İzlenimler´de. Bahsi geçen pul, 3.000.000 tirajında basılmış. Dolayısıyla piyasada bol miktarda mevcut ve değeri de düşük. Koleksiyonlara konu olan nesneler, nadirliklerine, kondüsyonlarına göre değer kazanırlar. PULKO kataloğunda damgasızı da, damgalısı da (postada işlemden geçmişi yani) 0,10 Euro ve FDC'ı (First Day Cover / İlk Gün Zarfı) ise 0,50 Euro... Bize kalsa, eğer damgalı olanın damgasından kaynaklanan bir nadirliği yoksa, 0,10 Euro yerine 0,07 Euro değer biçilmeliydi! 26 x 41 mm. olan bu pul, gri-siyah-sepyamsı renklerde ve kirli beyaz / antik beyaz fon rengi üzerinde. "50 + 10 Kr." nominali. Buradaki "X + Y Kr." ibaresindeki sağdan artıdan sonraki kısım yardım cemiyetlerine aktarılacak kısımdır. Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu, Kızılay vb. gibi... Pulumuz, ofset baskı ve 1958'de "Klişecilik ve Matbaacılık T.A.Ş." tarafından İstanbul'da Devlet adına basılmış. Pulun resmî adı "1958 - 24 Eylül Kâtip Çelebi Yılı" olarak verilmiş.
Kâtip Çelebi, keşifler ve icatlar üzerinden gelişmekte olan Avrupa’yı, Osmanlı ve İslam, hatta genel anlamda Doğu ve Dünya için büyük bir sorun, tehdit olarak algılamıştır. Burada, Çelebi’nin ölçü olarak edindiği ilk şıklardan birini, ancak çağdaş dönem araştırmacılarının gündeminde yer edinen bir kavram olan "nüfus" oluşturmaktadır. Zira, Çelebi (ki asıl adı Mustafa'dır), Hristiyan nüfusunun hızla arttığına dikkat çekerek Dünya ölçeğinde yayılmacı bir politika izlediklerini, deniz yoluyla çevre ülkelere açılarak istilalar gerçekleştirdiklerini, "Devlet-i Aliye-i Osmaniye'ye tecavüz" etmenin yanında, "Yeni Dünya"´yı (Amerika Kıtası) keşfedip, oraları da sömürerek zenginleştiklerini ve Hindistan'ı bile (Türk Babür İmparatorluğu) ele geçirme mücadelesi verdiklerini dile getirmektedir.Kitab-ı Cihannüma Bu hususlar, ne Kâtip Çelebi’den önce, ne de ondan ikiyüz yıl sonrasına dek Doğulu alimlerin / bilginlerin ve yöneticilerin dikkatini çekmemiştir. Kâtip Çelebi de bizzat bu bilgisizliği ve ilgisizliği eleştirerek "İslam ümmetinin bu cehennemlik halkın yaptıkları hakkında tümden cahil kalmasına" hayıflanmıştır. Avrupa yayılmacılığı, sömürgeciliği üzerine yer yer ilginç kavramlar da kullanmıştır. Örneğin, müellif, Hristiyan Avrupa’nın sömürge politikasını ve dünyayı denetimi altına almasını "Dünya'nın Küfür Evi’ne Dönüşmesi" olarak tanımlar. Bu tesbitin ardından maalesef hızlanan sömürgecilik, peşinden Osmanlı ve Doğu Dünyası'nın çözülmesi, emperyalizm siyaseti, kapitalist sömürü ve nihayetinde küreselleşme süreçleri ile bir "Küfür Evi"ne benzetmemek elde değil. Daha da ilginciyse, bu "Küfür Evi"´nin 2009 yılını ona bu ismi takan Kâtip Çelebi’nin yılı olarak kutlamasıdır. UNESCO’nun 2007 yılında yaptığı 34. Genel Oturum'da 2009 yılı, "2009 – Kâtip Çelebi Yılı" ilan edilmiştir. Küfür-Küffar-Kefere-Kafir vb. ve bunun galat-ı meşhuru olan "gavur" sözcüklerinin etimolojisine dikkat! Ne yazık, "2010 – Avrupa Kültür Başkenti: İstanbul" çalışmalarının gölgesinde kaldı "2009 – Kâtip Çelebi Yılı"... Üzücü ve düşündürücü.
Kâtip Çelebi’nin coğrafya konusunda Osmanlı Devleti’nde çığır açan eseri Cihannüma (Kitab-ı Cihannüma), yazma eserin üzerinden yaklaşık yarım asır sonra İbrahim Müteferrika tarafından basıldı. Bu basımından yaklaşık üçyüz yıl sonraysa bugünkü Türkçe ile yayınlandı. Yakın zamanda nisbeten kaliteli bir tıpkıbasımı yapıldı. Ayrıca farklı tıpkıbasımlar ve günümüz Türk alfabesiyle başka basımları da var. Yazıldıktan kırk yıl kadar sonra Latince'ye, Almanca'ya, Fransızca ve İngilizce'ye tercüme edilen eserin ilk baskısı olan İbrahim Müteferrika'nın 1732 yılı basımı, antika müzayedelerinde cildinin durumu ve kitabın temizliğine göre, 10.000 - 30.000 Euro’dan alıcı buluyor. Elyazması orijinalineyse, paha biçilemez... Geçmişimizi bilmeden geleceğe uzanamayız; o halde, sahip çıkalım, okuyalım, öğrenelim, koruyalım bu ve benzeri değerlerimizi!
Yazıda bazıları "Net" üzerinde olmayan çeşitli kaynaklardan yararlanılmıştır. Edebiyat Öğ.Net ve Vikipedi / K.Çelebi ile bundan önce yazdığım NÜMİSMATİK izdüşümü girdisindeki (Filler ve Su Kaplumbağaları...) "Habitat" bağlantısı fikir verebilir. K.Çelebi'nin bir diğer ilginç saptamasını da eklemeden geçmeyeyim: K.Çelebi'ye göre, toplumlar da tıpkı canlılar gibi doğar, büyür, gelişir ve ölür! Çağını çok aşmış bir zat karşımızda. Tam bir Rönesans adamı. İşte, koleksiyonerliğin bir faydası daha: Çocuğunuza zorlasanız öğretemeyeceğiniz bilgileri para veya pul vb. üzerinden koleksiyon zevkiyle birlikte bilinçli olarak verebilirsiniz. Geçelim... Cihannüma´dan bir sayfa ve çizim...Kaynak olarak yararlanmasam da, Ekşi Sözlük de Internet üzerinde bir gerçeklik. Sanal-manal, zırvalıkları ve pespayelikleri yanında bazı gerçekleri de barındırdığı ama kaynaktan ziyade, "eğlencelik" olarak anılması gereken bir nev-zuhur derya ki, yüzülür de, boğulunur da orada! Ekşi sözlüğü aslında ciddiye almamalı da, bazen ilginç (gerçekliğine şerh konulmalı) girdilere de rastlanabiliyor. Aklıma Murat Bardakçı'nın sitemleri, serzenişleri hatta isyanı geliyor bu konuda. Hak veriyorum kendisine. Kâtip Çelebi / Ekşi Sözlük girdisinde de hoşluklar mevcut... Bilhassa 10 numaralı girdideki, Japonlar hakkında, Kâtip Çelebi´nin olduğu belirtilen betimleme ilginç. Böylesi içerikte yazınca ister istemez yazı dilim biraz eskileşmek zorunda. Bağışlayın!
Velhasıl-ı kelâm, yeni hatıra paramız nümismati alemine henüz satışa sunulmasa da, şimdiden hayırlı olsun!
Geç olsun, güç olmasın!
    Kâtip Çelebi'nin Eserleri

    Tarih Alanındaki Eserleri :

  • 1. Arapça Fezleke
    (Fezleket akvâl’l-ahyâr fi ilmi’t-târîh ve’l-ahbâr)

  • 2. Türkçe Fezleke

  • 3. Tuhfet’ül-kibâr fi esfâri’l-bihâr

  • 4. Takvîmü't-tevârih

  • 5. Tarîh-i Frengi tercümesi

  • 6. Tarîh-i Kostantaniyye ve Keyasire
    (Revnaku’s-saltana)

  • 7. Düstûrü'l-amel fi ıslâhı'l-halel

  • 8.İrşadü’l-Hıyâfâ ila Tarihi’l-yunun ve’r-Rûm ve’n-Nasârâ
    (Yunan ve Hristiyan Târihi Hakkında Doğrulukları Gösterme)

  • Coğrafya Alanındaki Eserleri :

  • 1. Cihannüma
    (Kitab-ı Cihannüma - Avrupa dillerine çevrilen coğrafyaya dair ünlü eseri)

  • 2. Levâmiu’n-nur fi zulmeti Atlas Minur

  • 3. Müntehab-ı Bahriye (Kitab-ı Bahriye)

  • Bibliyografik Çalışmalar

  • 1. Keşfü'z-zunûn anil-esâmi ve'l-fünûn

  • 2. Süllemü’l-vusûl ilâ tabakati’l-fûhûl

  • 3. Câmi-ul-Mütûn min Cüll-il-Fünûn

  • Dinî Çalışmaları

  • 1.Mîzânü'l-Hakk fi ihtiyâri'l-ahakk

  • 2.İlhâmü'l-mukaddes min feyzi'l-akdes

  • Sosyo-kültürel ve Halk Bilimi Çalışmaları :

  • 1.Tuhfetü’l-ahyâr fi’l-hıkem ve’l-eş’âr

  • 2.Dürer-i münteşire ve gurer-i münteşire
    (Dağılmış İnciler ve Saçılmış Yıldızlar)

  • 3. Recmü’r-râcim bi’s-sîn ve’l-Cim
    ( Sual ve cevap yoluyla Şeytan taşlama)

  • 4. Beyzâvi Tefsirinin şerhi

  • 5. Muhammediyye şerh

  • 6. Kanunnâme (1654-1655 yıllarında toplanmış bir kanun / codex derlemesi)

  • 7. Tütün Risalesi