İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ocak 2019 Salı
La vendedora de fósforos
La vendedora de fósforos / The Little Match Girl / Küçük Kibritçi Kız, Arjantinli yönetmen Alejo Moguillansky'nin 2017 yapımı filmi. Filmin ana karakterleri Marie (María Villar) ve Walter (Walter Jakob) ile küçük kızları Cleo (Cleo Moguillansky oynuyor bu rolü) düşük gelirleriyle Buenos Aires'te iyi bir yaşam sürme çabası içindeler. Marie, ünlü bir piyanist olan Margarita Fernandez'e (piyanistin kendisi bu rolde) asistanlık yaparken, Walter ise Hans Christian Andersen'in "Den Lille Pige med Svovlstikkerne / The Little Match Girl / Küçük Kibritçi Kız" masalını Buenos Aires'in en önde gelen opera binası Teatro Colón'da operaya uyarlayacak olan Alman besteci Helmut Lachenmann'a (bestecinin kendisi bu rolde) yardımcı olmaktadır. Elbette Marie de eşine bu süreçte yardım etmekte ve Küçük Kibritçi Kız operaya uyarlanırken sahne ile ilgili fikirlerini eşiyle paylaşmaktadır. Bırakacak kimsesi olmadığından, Marie çoğu zaman kızı Cleo'yu da piyanist Margarita Fernandez'in evine götürmektedir. Piyanist küçük kıza izlemesi için Robert Bresson'un 'Au hazard balthazar' filminin dvd'sini oynatır. Cleo bir yandan anne ve babası birlikte konuşup tartışırlarken "Küçük Kibritçi Kız" masalı ile haşır neşir olurken, bir yandan da 'Au hazard balthazar'daki kilit karakter eşekten oldukça fazla etkilenecek, operada geçirdiği vakitte daldığı düşte eşeği görecektir. Bu arada piyanist Margarita Fernandez'in evinde Cleo'nun bulduğu bir mektuptan da piyanistin 1970'lerden bir Alman teröristi ile bağı olduğunu da öğreniriz. Kısaca, Andersen'in masalını, Bresson'un eşeğini, 70ler'deki Alman teröristini, Arjantinli piyanisti, Alman besteciyi
bir araya getiren hoş bir film La vendedora de fósforos / The Little Match Girl / Küçük Kibritçi Kız.
İzdüşüm(ler)
İÇİNDEN FİLMLER GEÇEN FİLMLER,
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER,
SİNEMA
3 Temmuz 2018 Salı
L'avenir
Mia Hansen-Løve'ın yazıp yönettiği 2016 yapımı L'avenir / Things to Come / Gelecek Günler filmi, sadece uzun zamandır keyif aldığım bir film olarak değil, tembelliğimden pek uğramadığım sevgili günceme de dönüş yapmamı sağladığı için ayrı bir yer ediniyor belleğimde.
Mia Hansen-Løve'ın annesinin hayatına dayanarak yazdığı senaryosunda, yönetmenin annesi sadece kedinin mahremiyetine olan saygısından dolayı kedinin adını değiştirtmiş. Filmde yer alan felsefe öğretmeni Nathalie Chazeaux'nun (ayrıksı rollerinden üzerinden başarıyla gelen Isabelle Huppert var bu rolde ve harikalar yaratıyor.) annesinin kedisinin adı orjinal senaryoda "Desdemona" imiş ama yönetmenin annesi kedinin adının filmde "Pandora" olmasını istemiş. Ki böylelikle sevgili(m) kocamın dediği gibi kedi taşıma kutusunda evden eve, Paris'ten dağlara taşınınca, Pandora'nın kendisi kutunun içine girivermiş olmuş!
L'avenir / Things to Come / Gelecek Günler filmi, hem içinden geçen Abbas Kiarostami'nın 2010 yapımı Copie Conforme / Certified Copy / Aslı Gibidir filmiyle "içinden filmler geçen filmler" kategorime hem de filmle yer alan pek çok felsefe kitabıyla "içinden kitap/lar geçen filmler" kategorime yerleşiyor.
Evli ve iki çocuk sahibi, Paris'te bir lisede felsefe öğretmeni olarak hayatını sürdüren Nathalie tüm zamanını ailesi, öğrencileri ve hastalık hastası, sürekli ilgi bekleyen annesinin arasında bölüştürürken, bir gün kocası başka bir kadın için onu terk edeceğini söyler. Nathalie'nin kocasına tepkisi salt şu cümle olur: “Beni sonsuza kadar seveceğini zannetmiştim.” Filmin bundan sonrasında kendisini arayıp bulmaya çalışan yeni bir Nathalie gözlemleriz. Annesinin ölümünden sonra eski öğrencisinin kaldığı çifliğe gitmek üzere arabada yolculuk ederken şöyle diyecektir Nathalie: “Çocuklarım kendi işlerinde güçlerinde. Kocam beni terk etti. Annem öldü. Özgürlüğümü buldum. Toplam özgürlük. Daha önce tatmadığım bir şey! Bu olağanüstü!”
Bazen hayat farklı sürprizlerle farklı yönlere gitmemize yol açar. Kendimizi bulup, keşfetmek elimizde elbette, sadece kararlı olmak gerekiyor!
Mia Hansen-Løve'ın annesinin hayatına dayanarak yazdığı senaryosunda, yönetmenin annesi sadece kedinin mahremiyetine olan saygısından dolayı kedinin adını değiştirtmiş. Filmde yer alan felsefe öğretmeni Nathalie Chazeaux'nun (ayrıksı rollerinden üzerinden başarıyla gelen Isabelle Huppert var bu rolde ve harikalar yaratıyor.) annesinin kedisinin adı orjinal senaryoda "Desdemona" imiş ama yönetmenin annesi kedinin adının filmde "Pandora" olmasını istemiş. Ki böylelikle sevgili(m) kocamın dediği gibi kedi taşıma kutusunda evden eve, Paris'ten dağlara taşınınca, Pandora'nın kendisi kutunun içine girivermiş olmuş!
L'avenir / Things to Come / Gelecek Günler filmi, hem içinden geçen Abbas Kiarostami'nın 2010 yapımı Copie Conforme / Certified Copy / Aslı Gibidir filmiyle "içinden filmler geçen filmler" kategorime hem de filmle yer alan pek çok felsefe kitabıyla "içinden kitap/lar geçen filmler" kategorime yerleşiyor.
Evli ve iki çocuk sahibi, Paris'te bir lisede felsefe öğretmeni olarak hayatını sürdüren Nathalie tüm zamanını ailesi, öğrencileri ve hastalık hastası, sürekli ilgi bekleyen annesinin arasında bölüştürürken, bir gün kocası başka bir kadın için onu terk edeceğini söyler. Nathalie'nin kocasına tepkisi salt şu cümle olur: “Beni sonsuza kadar seveceğini zannetmiştim.” Filmin bundan sonrasında kendisini arayıp bulmaya çalışan yeni bir Nathalie gözlemleriz. Annesinin ölümünden sonra eski öğrencisinin kaldığı çifliğe gitmek üzere arabada yolculuk ederken şöyle diyecektir Nathalie: “Çocuklarım kendi işlerinde güçlerinde. Kocam beni terk etti. Annem öldü. Özgürlüğümü buldum. Toplam özgürlük. Daha önce tatmadığım bir şey! Bu olağanüstü!”
Bazen hayat farklı sürprizlerle farklı yönlere gitmemize yol açar. Kendimizi bulup, keşfetmek elimizde elbette, sadece kararlı olmak gerekiyor!
13 Mart 2017 Pazartesi
Paterson
Jim Jarmusch'un son filmi, 2016 yapımı Paterson ile otobüs şoförü Paterson'ın eşliğinde Paterson kentinde şiirlerde kayboluyorsunuz!
Jim Jarmusch'un filmlerini ayrı severim ve tereddütsüz Paterson ile yine kalbimi fethettiğini söyleyebilirim! Uzun zamandır izlemekten keyif aldığım en hoş film oldu, hem kentin hem otobüs şöförünün hem de ünlü şair William Carlos Williams'ın şiir kitabının adı olan Paterson.
Otobüs şoförü Paterson'ın yazdığı şiirler (bu şiirleri aslında Jim Jarmusch'un sevdiği çağdaş şairlerden Ron Padgett yazmış), Jim Jarmsuch'un kendi şiiri "Water Falls / Düşen Su" (bu şiiri, Paterson'un iş çıkışında rastladığı küçük kız Paterson'a okuyor) ve de William Carlos Williams'ın şiirleri yer alıyor filmde. Şair Wiliiams'ın "Paterson" kitabı ile "The Collected Earlier Poems / İlk Şiirler Derlemesi" kitabı boy gösteriyor filmde. Otobüs şoförü Paterson'ın siyah-beyaz tasarımlara takıntılı, hatta pazarda satacağı kekleri bile siyah-beyaz kremayla bezeyen sevgilisi Laura'ya, Williams'ın "İlk Şiirler Derlemesi"'nden okuduğu dizeler oldukça hoş...
Paterson'ın "Would you rather be a fish / Bir balık olmayı tercih ederdin" dizesinin geçtiği son yazdığı şiir, Johnny Burke'ün sözlerini yazdığı ve Jimmy Van Heusen'in bestelediği 'Swinging On A Star' şarkısının içinden geçen bir satırdan geliyor. Şarkının balıkla ilgili bölümünü buraya da not etmek istiyorum.
A fish won't do anything but swim in a brook
He can't write his name or read a book
And to fool the people is his only thought
Though he slippery
- he still gets caught
But then if that sort of life is what you wish
You may grow up to be a fish.
Bir Pazartesi sabahı başlayıp ertesi hafta Pazartesi sabahı biten filmde otobüs şoförü Paterson'ın rutin hayatını birer röntgenci izleyici olarak izliyoruz. Hayatının yeknesaklığını yazdığı şiirlerle gideriyor Paterson, çok da iyi yapıyor ama hiç kopyası olmayan şiir defterinin başına gelenlerle hayatlarımızın ne kadar da ince bir çizgide olduğu, her an her şeyin değişebileceği ama hiç beklenmedik bir anda karşımıza çıkan fırsatlarla yeniden aynı rutine dönebileceğimiz kanıtlanıyor usulca...
Çok hoş yinelemeler, izdüşümler var filmde... Örneğin filmin başladığı ilk Pazartesi sabahında, Laura rüyasında ikiz çocukları olduğunu gördüğünü söylüyor. Bundan sonra tüm film boyunca Paterson, ev-iş yolunda, 23 numaralı hatta kullandığı otobüs güzergahında, akşamları köpekleri Marvin'i gezdirirken mola verdiği barda sürekli ikizler görüp duruyor!
Elbette, Paterson filminin içinden posteriyle geçen 1948 yapımı Abbott and Costello Meet Frankenstein ve Laura ile Paterson'un sinema salonunda izledikleri 1932 yapımı Island of Lost Souls filmleriyle "İçinden Filmler Geçen Filmler" kategorime de yerleşiyor Jim Jarmusch'un şiirlerle bezeli şiirsel filmi Paterson!
Jim Jarmusch'un filmlerini ayrı severim ve tereddütsüz Paterson ile yine kalbimi fethettiğini söyleyebilirim! Uzun zamandır izlemekten keyif aldığım en hoş film oldu, hem kentin hem otobüs şöförünün hem de ünlü şair William Carlos Williams'ın şiir kitabının adı olan Paterson.
Otobüs şoförü Paterson'ın yazdığı şiirler (bu şiirleri aslında Jim Jarmusch'un sevdiği çağdaş şairlerden Ron Padgett yazmış), Jim Jarmsuch'un kendi şiiri "Water Falls / Düşen Su" (bu şiiri, Paterson'un iş çıkışında rastladığı küçük kız Paterson'a okuyor) ve de William Carlos Williams'ın şiirleri yer alıyor filmde. Şair Wiliiams'ın "Paterson" kitabı ile "The Collected Earlier Poems / İlk Şiirler Derlemesi" kitabı boy gösteriyor filmde. Otobüs şoförü Paterson'ın siyah-beyaz tasarımlara takıntılı, hatta pazarda satacağı kekleri bile siyah-beyaz kremayla bezeyen sevgilisi Laura'ya, Williams'ın "İlk Şiirler Derlemesi"'nden okuduğu dizeler oldukça hoş...
Paterson'ın "Would you rather be a fish / Bir balık olmayı tercih ederdin" dizesinin geçtiği son yazdığı şiir, Johnny Burke'ün sözlerini yazdığı ve Jimmy Van Heusen'in bestelediği 'Swinging On A Star' şarkısının içinden geçen bir satırdan geliyor. Şarkının balıkla ilgili bölümünü buraya da not etmek istiyorum.
A fish won't do anything but swim in a brook
He can't write his name or read a book
And to fool the people is his only thought
Though he slippery
- he still gets caught
But then if that sort of life is what you wish
You may grow up to be a fish.
Bir Pazartesi sabahı başlayıp ertesi hafta Pazartesi sabahı biten filmde otobüs şoförü Paterson'ın rutin hayatını birer röntgenci izleyici olarak izliyoruz. Hayatının yeknesaklığını yazdığı şiirlerle gideriyor Paterson, çok da iyi yapıyor ama hiç kopyası olmayan şiir defterinin başına gelenlerle hayatlarımızın ne kadar da ince bir çizgide olduğu, her an her şeyin değişebileceği ama hiç beklenmedik bir anda karşımıza çıkan fırsatlarla yeniden aynı rutine dönebileceğimiz kanıtlanıyor usulca...
Çok hoş yinelemeler, izdüşümler var filmde... Örneğin filmin başladığı ilk Pazartesi sabahında, Laura rüyasında ikiz çocukları olduğunu gördüğünü söylüyor. Bundan sonra tüm film boyunca Paterson, ev-iş yolunda, 23 numaralı hatta kullandığı otobüs güzergahında, akşamları köpekleri Marvin'i gezdirirken mola verdiği barda sürekli ikizler görüp duruyor!
Elbette, Paterson filminin içinden posteriyle geçen 1948 yapımı Abbott and Costello Meet Frankenstein ve Laura ile Paterson'un sinema salonunda izledikleri 1932 yapımı Island of Lost Souls filmleriyle "İçinden Filmler Geçen Filmler" kategorime de yerleşiyor Jim Jarmusch'un şiirlerle bezeli şiirsel filmi Paterson!
İzdüşüm(ler)
İÇİNDEN FİLMLER GEÇEN FİLMLER,
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER,
KİTAPLAR,
SİNEMA,
ŞİİR
29 Şubat 2016 Pazartesi
Mahi va gorbeh
İranlı yönetmen Shahram Mokri'nin ikinci uzun metrajlı, 2013 yapımı Mahi va gorbeh ماهی و گربه) / Fish & Cat / Balık ve Kedi filmi, son zamanlarda izlediğim en ilginç film. Kocaman bir ormanın içinde, iki saati aşkın bir sürede izleyici geren, heyecanlandıran, düşündürten, hüzünlendiren, ilginç çekim tekniğiyle ve karakterlerin iç sesleriyle şaşırtan bir film olmuş Mahi va gorbeh ماهی و گربه) / Fish & Cat / Balık ve Kedi!
Filmdeki karakterlerden Maral'ı kitap okurken görüyoruz. "Ne okuyorsun?" diye soran adama, "Kırmızı Defter" diye yanıt veriyor Maral. Paul Auster'ın, benim de sevdiğim öykülerinin yer aldığı 'The Red Notebook / Kırmız Defter" kitabı olmalı diye düşünüyorum.
Filme adını veren ve filmin sonunda ormanda parçalarını çalrken de yer alan Pallett grubu ve şarkıları Mahi va gorbeh ماهی و گربه) ayrı güzel!
Grubun filmden bir karesi
Filmdeki karakterlerden Maral'ı kitap okurken görüyoruz. "Ne okuyorsun?" diye soran adama, "Kırmızı Defter" diye yanıt veriyor Maral. Paul Auster'ın, benim de sevdiğim öykülerinin yer aldığı 'The Red Notebook / Kırmız Defter" kitabı olmalı diye düşünüyorum.
Filme adını veren ve filmin sonunda ormanda parçalarını çalrken de yer alan Pallett grubu ve şarkıları Mahi va gorbeh ماهی و گربه) ayrı güzel!
İzdüşüm(ler)
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER,
KİTAPLAR,
MÜZİK,
SİNEMA
22 Şubat 2016 Pazartesi
İçinden Kitap/lar Geçen Filmler
Her karesini fotoğraf haline getirip saklamak istediğim Metin Erksan'ın 1965 yapımı Sevmek Zamanı / Time to Love filminde, 'esas kız' Meral, Ovidivs'in "Sevişme Yolu / Ars Amatoria" kitabını okumaktadır.
İzdüşüm(ler)
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER,
KİTAPLAR,
SİNEMA,
SİYAH-BEYAZ FİLMLER,
TÜRK SİNEMASI
16 Şubat 2016 Salı
İçinden Kitap/lar Geçen Filmler
"İçinden Kitap/lar Geçen Filmler" kategorisni aslında kısa bir süre önce, Martin Scorsese'nin 1985 yapımı After Hours / Geç Saatler filmiyle ilgili iz düşürürken eklemiştim. Mike Leigh'in sevdiğim filmlerinden Naked / Çıplak filminde David Thewlis'in canlandırdığı ana kahraman Johnny'nin okuduğu "Chaos" kitabı aklıma takıldığından olsa gerek izlediğim tüm filmlerdeki kitapları "Ay'dan İzlenimler"'e not etmeye karar verdim. İşte içinden kitap/lar geçen film kareleri!
Mike Leigh'in 1993 yapımı Naked / Çıplak filminden geçen James Gleick'ın "Chaos" kitabı.
Mike Leigh'in 2010 yapımı Another Year / Başka Bir Yıl filminden geçmekte olan Gabriel Márquez'in ""Love in the Time of Cholera / Kolera Günlerinde Aşk" ile S. Halliday'in "The Great Stink of London / Büyük Londra Kokusu" kitapları.
François Truffaut'nın 1959 yapımı Les Quatre Cent Coups / The 400 Blows / 400 Darbe filminden geçen Honoré de Balzac Kitabı.
François Truffaut'nın 1968 yapımı Baisers volés / Stolen Kisses/ Çalınmış Öpücükler filminden geçen Honoré de Balzac'ın "Le Lys dans la Vallée / The Lily in the Valley / Vadideki Zambak" kitabı.
François Truffaut'nın 1969 yapımı La sirène du Mississipi / Mississippi Mermaid / Mississippi Denizkızı filminden geçen Honoré de Balzac'ın "La Peau de Chagrin / The Magic Skin / Sihirli Ten" kitabı.
François Truffaut'nın 1970 yapımı Domicile conjugal / Bed & Board / Oda - Kahvaltı filminden geçen "Nureyev" ile "Les Femmes Japonaisse / Japanese Women / Japon Kadınlar" kitapları.
451 Fahrenheit kitap kağıdının tutuşma sıcaklığı. François Truffaut'nın 1959 yapımı Fahrenheit 451 filminden geçen ilk kitap Cervantes'in "Don Quixote / Don Kişot" kitabı.Ve işte bu karelerde de maalesef yanan kitaplar...
Jean-Luc Godard'ın 1965 yapımı Alphaville, une étrange aventure de Lemmy Caution / Alfakent, Lemmy Caution'un Tuhaf Bir Macerası filminden geçen Paul Éluard'ın "Capitale de la douleur / Capital of Pain / Acının Başkenti" kitabı.
Jean-Luc Godard'ın 1966 yapımı Made in U.S.A filminden geçen Horace McCoy'un "Kiss Tomorrow Goodbye / Adieu la vie, adieu l'amour..." by kitabı.
Jean-Luc Godard'ın 2010 yapımı Film socialisme / Sosyalizm filminden geçen Honoré de Balzac'ın Les "Illusions perdues / Lost Illusions / Sönmüş Hayaller" kitabı.
Éric Rohmer'in 1962 – 1972 yılları arasında çektiği Les 6 Contes moraux / Six Moral Tales / Ahlak Üzerine Altı Hikaye'nin üçüncüsü olan 1967 yapımı La Collectionneuse / The Collector / Koleksiyoncu Kız filminden geçen Albert Béguin'in "Le Romantisme Allemand / German Romanticism / Alman Romantizmi" kitabı.Éric Rohmer'in 1962 – 1972 yılları arasında çektiği Les 6 Contes moraux / Six Moral Tales / Ahlak Üzerine Altı Hikaye'nin sonuncusu olan 1972 yapımı L'Amour l'après-midi / Love in the afternoon / Öğledensonra Aşk filminden geçen Herbert Marcuse'nin "Éros et civilisation / Eros and Civilization / Eros ve Uygarlık" kitabı.
Claude Chabrol'un 1977 yapımı Alice ou la dernière fugue / Alice or the Last Escapade / Alice, Son Macera filminden geçen Jorge Luis Borges'in "Fictions / Kurgular" kitabı.
Claude Chabrol'un 1978 yapımı Violette Nozière filminden geçen Paul Claudel'in "Le Soulier de satin / The Satin Slipper / Saten Terlikler" kitabı.
Jean Eustache'ın 1973 yapımı La maman et la putain / The Mother and the Whore / Anne ve Fahişe filminden geçen Comtesse de Ségur'un "Les Malheurs de Sophie / Sophie'nin Talihsizlikleri" kitabı.
Brian De Palma'nın 1970 yapımı Hi, Mom! / Merhaba Anne! filminden geçen Martin Oppenheimer'ın "The Urban Guerrilla / Şehir Gerillası" kitabı.
Martin Scorsese'nin 1985 yapımı After Hours / Geç Saatler filminden geçmekte olan Henry Miller'ın "Yengeç Dönencesi / Tropic of Cancer" kitabı.
Nicolas Gessner'ın 1976 yapımı The Little Girl Who Lives Down The Lane / Yolun Sonundaki Küçük Kız filminden geçen Emily Dickinson'ın "Poetry / Şiirler" kitabı.
Michael Almereyda'nın 2015 yapımı Experimenter / Deneyci filminden geçen George Orwell'ın '1984' kitabı.
Mike Leigh'in 1993 yapımı Naked / Çıplak filminden geçen James Gleick'ın "Chaos" kitabı.
Mike Leigh'in 2010 yapımı Another Year / Başka Bir Yıl filminden geçmekte olan Gabriel Márquez'in ""Love in the Time of Cholera / Kolera Günlerinde Aşk" ile S. Halliday'in "The Great Stink of London / Büyük Londra Kokusu" kitapları.
François Truffaut'nın 1959 yapımı Les Quatre Cent Coups / The 400 Blows / 400 Darbe filminden geçen Honoré de Balzac Kitabı.
François Truffaut'nın 1968 yapımı Baisers volés / Stolen Kisses/ Çalınmış Öpücükler filminden geçen Honoré de Balzac'ın "Le Lys dans la Vallée / The Lily in the Valley / Vadideki Zambak" kitabı.
François Truffaut'nın 1969 yapımı La sirène du Mississipi / Mississippi Mermaid / Mississippi Denizkızı filminden geçen Honoré de Balzac'ın "La Peau de Chagrin / The Magic Skin / Sihirli Ten" kitabı.
François Truffaut'nın 1970 yapımı Domicile conjugal / Bed & Board / Oda - Kahvaltı filminden geçen "Nureyev" ile "Les Femmes Japonaisse / Japanese Women / Japon Kadınlar" kitapları.
451 Fahrenheit kitap kağıdının tutuşma sıcaklığı. François Truffaut'nın 1959 yapımı Fahrenheit 451 filminden geçen ilk kitap Cervantes'in "Don Quixote / Don Kişot" kitabı.Ve işte bu karelerde de maalesef yanan kitaplar...
Jean-Luc Godard'ın 1965 yapımı Alphaville, une étrange aventure de Lemmy Caution / Alfakent, Lemmy Caution'un Tuhaf Bir Macerası filminden geçen Paul Éluard'ın "Capitale de la douleur / Capital of Pain / Acının Başkenti" kitabı.
Jean-Luc Godard'ın 1966 yapımı Made in U.S.A filminden geçen Horace McCoy'un "Kiss Tomorrow Goodbye / Adieu la vie, adieu l'amour..." by kitabı.
Jean-Luc Godard'ın 2010 yapımı Film socialisme / Sosyalizm filminden geçen Honoré de Balzac'ın Les "Illusions perdues / Lost Illusions / Sönmüş Hayaller" kitabı.
Éric Rohmer'in 1962 – 1972 yılları arasında çektiği Les 6 Contes moraux / Six Moral Tales / Ahlak Üzerine Altı Hikaye'nin üçüncüsü olan 1967 yapımı La Collectionneuse / The Collector / Koleksiyoncu Kız filminden geçen Albert Béguin'in "Le Romantisme Allemand / German Romanticism / Alman Romantizmi" kitabı.Éric Rohmer'in 1962 – 1972 yılları arasında çektiği Les 6 Contes moraux / Six Moral Tales / Ahlak Üzerine Altı Hikaye'nin sonuncusu olan 1972 yapımı L'Amour l'après-midi / Love in the afternoon / Öğledensonra Aşk filminden geçen Herbert Marcuse'nin "Éros et civilisation / Eros and Civilization / Eros ve Uygarlık" kitabı.
Claude Chabrol'un 1977 yapımı Alice ou la dernière fugue / Alice or the Last Escapade / Alice, Son Macera filminden geçen Jorge Luis Borges'in "Fictions / Kurgular" kitabı.
Claude Chabrol'un 1978 yapımı Violette Nozière filminden geçen Paul Claudel'in "Le Soulier de satin / The Satin Slipper / Saten Terlikler" kitabı.
Jean Eustache'ın 1973 yapımı La maman et la putain / The Mother and the Whore / Anne ve Fahişe filminden geçen Comtesse de Ségur'un "Les Malheurs de Sophie / Sophie'nin Talihsizlikleri" kitabı.
Brian De Palma'nın 1970 yapımı Hi, Mom! / Merhaba Anne! filminden geçen Martin Oppenheimer'ın "The Urban Guerrilla / Şehir Gerillası" kitabı.
Martin Scorsese'nin 1985 yapımı After Hours / Geç Saatler filminden geçmekte olan Henry Miller'ın "Yengeç Dönencesi / Tropic of Cancer" kitabı.
Nicolas Gessner'ın 1976 yapımı The Little Girl Who Lives Down The Lane / Yolun Sonundaki Küçük Kız filminden geçen Emily Dickinson'ın "Poetry / Şiirler" kitabı.
Michael Almereyda'nın 2015 yapımı Experimenter / Deneyci filminden geçen George Orwell'ın '1984' kitabı.
İzdüşüm(ler)
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER,
KİTAPLAR,
SİNEMA
1 Şubat 2016 Pazartesi
Experimenter
"Kişinin davranışlarını belirleyen, karakteri değildir; içinde bulunduğu durumdur!" diyen sosyal psikolojinin tartışmalı isimlerinden Stanley Milgram'ın kendi adını taşıyan "Milgram Deneyi"'ni yani itaatkarlık deneylerini konu alan Michael Almereyda'nın 2015 yapımı Experimenter / Deneyci filmini zaman zaman çekim tekniği sebebiyle yorucu bulsam da ilginç bulduğumu söyleyebilirim. "Ben sadece bana verilen emirleri uyguladım ve görevimi yaptım!" diyerek işlediğiniz suçlardan bertaraf edebilir misiniz?" sorunsalını güzelce bırakıyor izleyicisine ve sorgulatıyor Experimenter / Deneyci filmi...
"Familiar Stranger / Tanıdık Yabancı" kavramı aktarılırken George Orwell'ın '1984' kitabı da geçiyor filmden... 'Tanıdık Yabancı' yani düzenli faaliyetlerden örneğin otobüs, metro vb. beklerken durakta aynı zamanlarda aynı eylemi tanıdığımız ancak etkileşimde bulunmadığımız bireyler...
"Familiar Stranger / Tanıdık Yabancı" kavramı aktarılırken George Orwell'ın '1984' kitabı da geçiyor filmden... 'Tanıdık Yabancı' yani düzenli faaliyetlerden örneğin otobüs, metro vb. beklerken durakta aynı zamanlarda aynı eylemi tanıdığımız ancak etkileşimde bulunmadığımız bireyler...
İzdüşüm(ler)
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER,
SİNEMA
20 Ocak 2016 Çarşamba
Ettore Scola geçti bu Dünya'dan...
Kalbimi Una Giornata Particolare / A Special Day / Özel Bir Gün filmiyle fethetmiş olan sevgili Ettore Scola artık sonsuzlukta...
Unutmadan belirteyim, Alexandre Dumas'nın "Üç Silahşörler" kitabı geçer Una Giornata Particolare / A Special Day / Özel Bir Gün filminin içinden...
Unutmadan belirteyim, Alexandre Dumas'nın "Üç Silahşörler" kitabı geçer Una Giornata Particolare / A Special Day / Özel Bir Gün filminin içinden...
İzdüşüm(ler)
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER,
SİNEMA
18 Aralık 2015 Cuma
Mais ne nous délivrez pas du mal
Joël Séria'nın, 1954 yılında Yeni Zelanda'da yaşanmış bir olaydan esinlenerek senaryosunu yazıp yönettiği, 1971 yapımı Mais ne nous délivrez pas du mal / Don't Deliver Us from Evil / Bizi Kötülükten Ayırma filmi, Anne ve Lore adında, kendilerini şeytana adamış iki arkadaşın öyküsünü anlatıyor. Filmin içinden iki ilginç kitap geçiyor...
Les Chants de Maldoror / Maldoror'un Şarkıları
Comte de Lautréamont
1869
"Les Fleurs du mal / Kötülük Çiçekleri
Charles Baudelaire
1867
Comte de Lautréamont
1869
Charles Baudelaire
1867
İzdüşüm(ler)
İÇİNDEN KİTAP/LAR GEÇEN FİLMLER,
KİTAPLAR,
SİNEMA



















































