16 Ekim 2007 Salı

Mutluluk Kapısı

Dersaadet...Çok isimli İstanbul'un en sevdiğim isimlerinden biri ! Mutluluk kapısı...

9 Ekim 2007 Salı

Ay Tanrıçası

Birbiri ardına üç doğum günü kutlaması...5 Ekim yeğenimin, 7 Ekim kızımın ve 8 Ekim ablamın doğumgünü...
Kızım dolu dolu 12 yaşında ! Onu büyürken izlemek çok güzel...

3 Ekim 2007 Çarşamba

Korkularınızdan Korkmayın!

Das Glück ist nicht immer lustig !
(Mutluluk her zaman keyif vermez !)
Rainer Werner Fassbinder'in Angst essen Seele auf / Korku Ruhu Kemirir isimli filmi dün akşamdan beri zihnimde...

2 Ekim 2007 Salı

Fahrenheit 451

Fahrenheit 451
Ray Bradbury'nin
Fahrenheit 451 isimli
bilim-kurgu romanı
François Truffaut tarafından sinemaya uyarlanmıştır.
451 Fahrenheit kitap kağıdının tutuşma sıcaklığı. Yazılı herşeyin yasak olduğu bir toplumda geçiyor eser. İnsanlar televizyonda sadece beyin yıkayıcı şovlar izliyor. Yönetim okumayan insanların düşünmeyeceğini ve de mutsuz olmayacağını öngörüyor. Kitap bulundurmanın suç olduğu bu gelecekte itfaiyecilerin tek görevi kitap yakmak. Kitapların imha edilmesine karşın isyancıların uyguladığı çözüm her kişinin bir kitabı ezberlemesi ve "kitap-insan"lara dönüşmesi...Filmde ilk gözüken kitap Cervantes'in Don Quixote / Don Kişot'u...Ana karakter Montag kitap yakan bir itfaiyeciden kitap-insan'a dönüşüyor eserde.
Yel değirmenleri ile savaşmak gerek !

25 Eylül 2007 Salı

Benim Güzel Manolyam

Televizyon nadiren açılır evimizde. Dün akşam TRT 4'te Zeki Müren için anma konseri vardı; Bodrum Kalesi'nden canlı yayın. 24 Eylül 1996'da aramızdan ayrıldı Zeki Müren...Tesadüfen açılan televizyonda yakalanan konserin Zeki Müren besteleri bölümünden son şarkı hoş bir an..."Koklamaya kıyamam benim güzel manolyam..."

24 Eylül 2007 Pazartesi

22 Eylül 2001'de aramızdan ayrılan Fikret Kızılok'un anısına 21 Eylül Cuma akşamı Açık Radyo'daki "Koyu Mavi" arkadaşımın programında hep Fikret Kızılok şarkıları çaldı.
"Kalbim kalbim kalbim
Dayanmak artık kolay değil
Bırakacak gibisin yarı yolda kalbim"


****************************

Bir Kadın Yarattım
Ansızın yağmur başladı şimdi...My Fair Lady filminden Audrey Hepburn'un tekrarladığı tekerleme geliyor aklıma...."the rain in Spain stays mainly in the plain / İspanya'da yağınca yağmur olur heryer çamur"

18 Eylül 2007 Salı

Ömer Hayyam'dan

Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.

Ömer Hayyam / Bütün Dörtlükler - Cem Yayınevi
Türkçesi: Sabahattin Eyüboğlu

14 Eylül 2007 Cuma

All About Eve

Eve Margo'ya karşı
Ben ve kızım başta pek istekli olmayarak, eşimin zorlamasıyla izlemeye koyulduk All About Eve / Eve Hakkında Herşey isimli Joseph L. Mankiewicz'in yönettiği 1950 yapımı filmi. Film giderek büyüsüne kaptırdı bizi. Margo Channing rolündeki Bette Davis muhteşem bir oyunculuk sergiliyor. Hırslı ve yetenekli tiyatro oyuncusu Margo Channing'in yaşamı kendisine hayran Eve Harrington'un (Anne Baxter) çevresine girmesi, onun asistanı olarak çalışmaya başlamasıyla yavaş yavaş değişiyor. Eve'in hayran olduğu Margo aslında Eve'in yerinde olmak istediği kişi! Tiyatro izliyormuşuz tadında filmi izledik. Bu arada küçük bir not; yukarıdaki fotoğrafta Eve ve Margo arasındaki sarışın filmde rol alan henüz tanınmamış Marilyn Monroe'dur.

10 Eylül 2007 Pazartesi

Arkamızda Ayçiçek Tarlaları

Annemin yazevini kapatıp İstanbul'a döndük dün. Birbirinin peşisıra 3 kuşaktan 3 kadın; annem, ben ve kızım yazlık evi topladık...Her yazsonu aynı buruklukla evi kapatıyoruz. Bu kasabadan ayrılmak hep defasında hüzünlü oluyor. Deniz serin ama inadına pırıl pırıl bizi uğurluyor. Bir dahaki yaza dek hoşçakal diyoruz kasabaya...Arkamızda ayçiçek tarlalarını bırakıyoruz.

5 Eylül 2007 Çarşamba

Belirsiz Nesnesi Arzunun

1977
Luis Buñuel'in 1977 yapımı son filmi Cet Obscur Object du Desir / That Obscure Object of Desire / Arzunun O Belirsiz Nesnesi'nin afişi sevdiğim en film afişlerinden biridir.
Arzu nedir, ne kadar mantıklıdır, mantıksızsa nasıl sonuçlara varabilir gibi pek çok soruyla bezenip de izledim filmi. Bunuel bu kez de arzulamanın, elde etmenin çılgınlığına değinmiş kendine özgü benzersiz gerçeküstü yorumlarıyla...Yaşlı burjuva beyefendinin arzuladığı kadını para herşeyi çözer mantığıyla hareket edip yine de bir türlü elde edemeyişi gülümsetiyor. Arzunun nesnesi olan kadın karakter Conchita'da neden 2 ayrı oyuncu kullanmış acaba?