8 Ocak 2019 Salı

La vendedora de fósforos

La vendedora de fósforos / The Little Match Girl / Küçük Kibritçi Kız, Arjantinli yönetmen Alejo Moguillansky'nin 2017 yapımı filmi. Filmin ana karakterleri Marie (María Villar) ve Walter (Walter Jakob) ile küçük kızları Cleo (Cleo Moguillansky oynuyor bu rolü) düşük gelirleriyle Buenos Aires'te iyi bir yaşam sürme çabası içindeler. Marie, ünlü bir piyanist olan Margarita Fernandez'e (piyanistin kendisi bu rolde) asistanlık yaparken, Walter ise Hans Christian Andersen'in "Den Lille Pige med Svovlstikkerne / The Little Match Girl / Küçük Kibritçi Kız" masalını Buenos Aires'in en önde gelen opera binası Teatro Colón'da operaya uyarlayacak olan Alman besteci Helmut Lachenmann'a (bestecinin kendisi bu rolde) yardımcı olmaktadır. Elbette Marie de eşine bu süreçte yardım etmekte ve Küçük Kibritçi Kız operaya uyarlanırken sahne ile ilgili fikirlerini eşiyle paylaşmaktadır. Bırakacak kimsesi olmadığından, Marie çoğu zaman kızı Cleo'yu da piyanist Margarita Fernandez'in evine götürmektedir. Piyanist küçük kıza izlemesi için Robert Bresson'un 'Au hazard balthazar' filminin dvd'sini oynatır. Cleo bir yandan anne ve babası birlikte konuşup tartışırlarken "Küçük Kibritçi Kız" masalı ile haşır neşir olurken, bir yandan da 'Au hazard balthazar'daki kilit karakter eşekten oldukça fazla etkilenecek, operada geçirdiği vakitte daldığı düşte eşeği görecektir.
Bu arada piyanist Margarita Fernandez'in evinde Cleo'nun bulduğu bir mektuptan da piyanistin 1970'lerden bir Alman teröristi ile bağı olduğunu da öğreniriz. Kısaca, Andersen'in masalını, Bresson'un eşeğini, 70ler'deki Alman teröristini, Arjantinli piyanisti, Alman besteciyi bir araya getiren hoş bir film La vendedora de fósforos / The Little Match Girl / Küçük Kibritçi Kız.

2 Ocak 2019 Çarşamba

"2019"

2019 yeni bir kıta demek bizim için!
Asya'dan Avrupa'ya bakacağız bundan sonra...
Rüya içinde yaşamayı bırakıp rüyayı izleyeceğiz artık!

23 Aralık 2018 Pazar

Roma

Alfonso Cuarón'un çok yeni izlediğim, siyah-beyaz, 2018 yapımı Roma filmi uzun süredir kalbime ve ruhuma en çok dokunan film oldu. Alfonso Cuarón, kendi çocukluğuna döndüğü bu son filmi için şöyle demiş: “Tarihte, toplumları ve yaşamdaki anları bizi bireyler olarak dönüştüren, yaralayan zamanlar var. Zaman ve mekan bizi kısıtlıyor, ancak aynı zamanda bizi ve bizden farklı yaşamlara sahip olan başkalarını bir araya getirerek çeşitli bağlar yaratıp kim olduğumuzu da tanımlıyorlar. 'Roma', neredeyse elli yıl önce yaşadığım olayların anılarını yakalama girişimi, sınıf ve etnisitenin bu tarihlerde çarpıtıldığı Meksika'nın sosyal hiyerarşisinin keşfi ve hepsinden önemlisi beni, mekan, bellek ve zamanı aşan bir gizemle büyüten kadınların samimi bir portresi.”

Roma mahallesi Meksika'nın başkenti Meksiko'da, nispeten iyi halli ailelerin oturduğu güzel bir mahalle. Dört çocuklu, iki hizmetçili ailenin yaşamına göz atarken arka perdede 1970-1971 yıllarındaki siyasi çalkantıları, sınıf farklılıklarını, ana rollerden birindeki kadının da belirttiği gibi kadınların hep yalnız olduğunu izliyoruz filmde. Alfonso Cuarón, sevdiğim filmi Y tu mamá también'de olduğu gibi asıl öyküsünün üzerinden Meksika'nın toplumsal sorunlarını çok güzel yansıtıyor izleyicisine. Hizmetçi Cleo'nun aile bireyleriyle ama en çok en küçük oğlan Pepe ile olan ilişkisi etkiliyor beni. Ailenin en küçük oğlu Pepe büyüyor ve yönetmen oluyor... İyi ki de oluyor, bizlere hüzünlü güzel öyküler aktarıyor...

Alfonso Cuarón'nun Roma filmi elbette içinden geçen La grande vadrouille / Şahane Oyun ve Marooned / Fezada Kaybolanlar filmleriyle "İçinden Filmler Geçen Filmler" kategorime de yerleşiyor.

1 Aralık 2018 Cumartesi

Ahlat Ağacı

Nuri Bilge Ceylan'ın 2018 Cannes Film Festivali gösterimi sonrasında 14 - 15 dakika ayakta alkışlananan Ahlat Ağacı / The Wild Pear Tree filmini izledim en sonunda! Favori Nuri Bilge Ceylan filmim değil ama sevdim Ahlat Ağacı'nı... Sinan'ın üzüntüleri, beklentileri, sorgulamaları, yalnızlığı bir süre usumu kurcalayacak. Ahlat Ağacı'na daha ayrıntılı yer vereceğime dair kendime söz vererek, Sinan'ın dolabındaki Emil Michel Cioran, Albert Camus ve Sait Faik Abasıyanık portrelerinin yer aldığı fotoğrafla sonlandırıyorum güncemi.

Refik Durbaş artık sonsuzlukta...

30 Kasım 2018 akşamı aramızdan ayrıldı Refik Durbaş. Naif, kırılgan dizeleriyle yaşayacak artık... Kendi el yazısıyla sevdiğim bir şiiriyle veda etmek istiyorum usta şaire...

26 Kasım 2018 Pazartesi

Bernardo Bertolucci geçti bu Dünya'dan...

Benim için her zaman Il Conformista / The Conformist / Konformist (Düzen Adamı) ve Novecento / 1900 demek olan Bernardo Bertolucci artık sonsuzlukta...

23 Kasım 2018 Cuma

La Villa

Fransız Marksist yönetmen Robert Guédiguian, 2017 yapımı La Villa / The House by the Sea / Deniz Kıyısındaki Ev filmini, Marsilya yakınlarındaki Calanque de Méjean'da çekmiş. Calanque Fransızca küçük koy anlamına geliyor. Oyuncularla birlikte güzeller güzeli bu koy da başrollerden birinde. Alman bir anne ile tersane işçisi Ermeni bir babadan 1953'te Marsilya'da doğan yönetmen hep işçi sınıfının yanında olmuş, halen Marsilya'da yaşıyor, filmlerini Marsilya ve civarında çekiyor, üniversitede okurlarken tanışıp evlendiği oyuncu eşi Ariane Ascaride pek çok filminde başrolde.
La Villa filmi eski komünistlerden Maurice'in Méjean'daki küçük güzel koya tepeden bakan evinin terasında denizi izlemesiyle başlıyor. Maurice, ki bu güzel koyda, "düşük fiyatla herkesin oraya gidebildiği" küçük bir restoranı da işletmekte senelerdir, artık içinde bulunduğu ortamın eski tadı tuzu kalmadığının farkında. Bu küçük yer artık yavaş yavaş ıssızlaşmış, koyun yerlileri evlerini büyük şehirlilere özellikle Parislilere satmış, koy eski görkemli günlerini sessizliğe bırakmış ama Maurice, Méjean'ı ve kendisini terkedip gitmeyen büyük oğlu ve komşuları yaşlı çiftle beraber halen mucizelerin olduğunu kanıtlayarak bu güzel yerin özünde aslında ideallerini ayakta tutmaya çalışmakta. Ancak işler her zaman isteklerimiz doğrultusunda gitmez elbette, balkonunda denizi seyrederken aniden fenalaşıyor ve yatağa bağımlı hale geliyor Maurice. Geçirdiği felç dolayısıyla yıllardır koya gelmeyen tiyatro oyuncusu kızı ve kendinden çok genç bir kızla birlikte olan küçük oğlu babalarının rahatsızlığı sebebiyle büyük emeklerle inşa edilmiş, koya hakim evlerinde bir araraya geliyorlar. Bir araya gelmek hem babalarından öğrendiklerini gözden geçirmek hem de 20 yıl önce gerçekleşmiş acı bir olayı da anımsamaları demek oluyor. Maurice'in oyuncu kızı Angèle'in (yönetmenin eşi Ariane Ascaride bu rolde) 6-7 yaşlarındaki küçük kızının 20 yıl önce dedesinin yanında kaldığı bir yaz kaza sonucu denizde boğularak öldüğünü, Angèle'in babası ve ağabeyini bu olaydan sorumlu tuttuğunu ve 20 yıldır eve ayak basmadığını öğreniyoruz. Kardeşler hesaplaşmalarını yaparken günümüzün en büyük sorunlarından mülteci krizine de değiniyor yönetmen. Mültecileri taşıyan bir teknenin koy açıklarında batması sebebiyle köye sığınmış mültecileri arayan askerler film boyunca kardeşlerle ilginç diyaloglara giriyorlar. Sadece bu diyaloglar bile filmi arşivlik kılmanıza yetiyor.
Dünya değişiyor, değişime zorunlu olarak ayak uydurabilmek veya kendi seçimimizle sonlandırmak bizim elimizde. Daha fazla bahsederek filmin büyüsünü bozmayacağım. Uzun zamandır bu kadar hüzünlü ama aynı zamanda gerçekleri zarifçe yüzüme çarpan bu kadar keyifli bir film izlememiştim. Calanque de Méjean da usuma yerleşiyor tüm güzelliğiyle...
Yönetmen Robert Guédiguian, aynı oyuncularla 1986'da yani 31 yıl önce çektiği Ki lo sa? filmindeki görüntüleri La Villa filminde "flashback" olarak kullandığı için hoş bir "içinden film geçen film" yaratmış, elbette bu kategorime de yerleşiyor La Villa / The House by the Sea / Deniz Kıyısındaki Ev.

29 Ekim 2018 Pazartesi

29 Ekim 1923 - 29 Ekim 2018

Cumhuriyet'imizin 95. yılı kutlu olsun!
.

18 Ekim 2018 Perşembe

Ara Güler geçti bu Dünya'dan...

Konuşmak istemediğimde, Ara Güler'in 'Akşamüstü Kandilli'den kalkan Boğaziçi vapuru' (1965) fotoğrafına bakarım.
"...Ama fotoğraf hakikattir. Hakikatin kopyasıdır. Hakikatin parçasıdır, sanat olamaz." der Ara Güler ve fotoğraflarıyla hep aramızda olacak...

30 Ağustos 2018 Perşembe

30 Ağustos Zafer Bayramı...

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!

.