29 Temmuz 2010 Perşembe

Blue in the Face

Paul Auster üniversite yıllarımda neredeyse takıntılı biçimde kitaplarını okuduğum bir yazar. Duman (Smoke) ve Surat Mosmor (Blue in the Face) isimli senaryoları ünlü yönetmen Wayne Wang tarafından filme çekilmiş, hatta 1995 yapımı Blue in the Face filminin yönetmenliğini Wang ile Auster birlikte kotarmışlar.Blue in the FaceWayne Wang’ın yönettiği 1995 yapımı Smoke / Duman filminde tanıştığımız Augustus "Auggie" Wren’nin Brooklyn Cigar Store / Brooklyn Puro Dükkanı’nda mahalle sakinleriyle yaşadıklarını, devam filmi olan Blue in the Face filminde “sigara içmenin de bir felsefesi vardır” mottosu eşliğinde izliyoruz. Oyuncular bakımından tam bir ünlüler geçidi film. Harvey Keitel, Lou Reed, Jim Jarmusch, Madonna, John Lurie ve orkestrası, Michael J. Fox, Roseanne ve daha aklıma gelmeyen diğerleri… Film boyunca bizzat Brooklyn sakinleri tarafından da istatiksel bir takım bilgiler veriliyor.

Filmin açılışını tuhaf gözlükleriyle Lou Reed gerçekleştiriyor. “New York'ta yaşamamın nedeni, burada yolumu kolayca buluyor olmam. Paris'te yolumu bulamam. Denver'da yolumu bulamam. Maui'de yolumu bulamam. Toronto'da yolumu bulamam, vesaire... New York'da yaşayıp da şöyle demeyen çok az insan tanıyorum; ‘Ama buradan gideceğim.’ Ben de 35 yıldır... ...buradan gitmeyi düşünüyorum. “ (Ben de hep bir gün mutlaka İstanbul’dan gideceğim deyip dururum.)
Auggie ve BobFilmde Bob karakterinde dükkan müdavimlerinden biri olarak izlediğimiz Jim Jarmusch ile Auggie (Harvey Keitel)’nin sigara üzerine konuştukları sahneler geride pek çok vurucu söz bırakıyor. Karşılıklı konuşmalarından birinde Jim Jarmusch’un bu filmden 8 yıl sonra çekeceği çok sevdiğim Coffee and Cigarettes / Kahve ve Sigara filminin de adı geçiyor.

Bob (Jim Jarmusch): Bir tane sigaram kaldı ve onu burada seninle içmeye karar verdim. Sonra da bırakacağım. Kendi kendime "Son sigaranı Auggie ile iç." diye düşündüm...
Auggie (Harvey Keitel): Öyle mi? Çok duygulandım.

Bob: Auggie'yle son sigara.
Auggie: Son sigaranı benimle içmek istemen beni çok duygulandırdı.
Bob: 12 yıldır sigaramı buradan alıyorum. İtiraf etmeliyim ki dostum seks ve sigarayı özleyeceğim.
Auggie: Seks mi? Seksi de mi bırakacaksın?
Bob: Hayır. Ama seksten sonra içemeyeceksin.
Auggie : Olabilir.
Bob: Hiç sigara içmeyen kız arkadaşım olmadı. Belki de bu bir daha seks yapmayacağım anlamına geliyordur. Ama seksten sonra içilen sigaranın tadı bir başka oluyor. Sevgilinle bir sigarayı paylaşmak. Harika bir şey! Onu özleyeceğim. Bir de kahveyle sigarayı. Kahve ve sigara şampiyonların kahvaltısıdır ! [Coffee and cigarettes. That's like the breakfast of champions !]
Blue in the Face filmi ayrıca “içinden film geçen film” olarak da “AY’dan İzlenimler”in notlarında yerini alıyor. İçinden geçen film Auggie’nin sigara içmeye başlamasına neden olan Lewis Milestone’un 1945 yapımı A Walk in the Sun / Güneş Altında Yürüyüş filmi. Yine Bob ve Auggie’nin konuşmalarına dönerek A Walk in the Sun / Güneş Altında Yürüyüş filmi nasıl geçiyor Blue in the Face filminin içinden aktarımını yapıyor ve noktalıyorum günce notlarımı.

Bob: Bence bir çok insanın sigara içmesinin sebebi Hollywood filmlerinde çok cazip bir şey olarak gösterilmesi. Marlon Brando'yu, James Dean'i, Marlene Dietrich'i sigara içerken görüyorsunuz.
Auggie: Ben de böyle başladım. Küçük bir çocukken "A walk in the sun" isimli filmi izlemiştim. O filmi izledin mi?
Bob: Hayır.
Auggie: Richard Conte ve… Diğer adamın adı neydi? 2. Dünya Savaşı'nda Avrupa'dalar. Richard Conte makineli tüfek kullanıyor. Kurşunları ve diğer şeyleri taşıyan bir asistanı var. Bir sonraki çarpışmanın yapılacağı yere doğru yürüyorlar. Richard hayat hakkında felsefe yapıyor ve sonra "Lanet olsun." diyor. Hayatında hiç sigara içmemiş ve asistanı ona bir tane veriyor. Richard Conte'nin güneşin altında yürüyüşü ve "Sigara!" deyişi bende sigara içme isteği uyandırdı !