15 Haziran 2010 Salı

Görmediğim Bir Kenti Sevemem !

New York, New York
“Cities of Love / Aşk Şehirleri” serisinin ilk filmi olan 2006 yapımı Paris, Je T'aime / Paris, Seni Seviyorum filminden sonra ikinci aşk şehri New York olmuş. 2009 yapımı New York, I Love You / New York, Seni Seviyorum filmi de tıpkı serinin ilk filmi gibi bir dolu aşk öyküsünden oluşan kısa filmler antolojisi. Paris, Je T'aime filminden farkı New York, I Love You filminde öykülerdeki karakterlerin diğer öykülere de karışması. Daha girift bir film olmuş bu anlamda bu film. “Cities of Love / Aşk Şehirleri” serisinin yeni filmi için seçilen yeni şehir New York, I Love You filminin sonunda yazıldığına göre Çin’in pırıltılı şehri Şangay olacakmış. Ama hemen belirteyim, “Cities of Love / Aşk Şehirleri” linkinde sıradaki şehir Rio olarak gözüküyor. (Rio, Eu Te Amo)

Uzun uzun filmdeki kısa filmlerden bahsetmeyeceğim. Paris, Je T'aime / Paris, Seni Seviyorum filminde “Faubourg Saint-Denis” bölümünde oynayan Natalie Portman New York, I Love You filminde hem hoş bir bölümde oynuyor hem de hoş bir öykünün yönetmeni olarak karşımızda. New York, I Love You filminde yer alan yönetmenlerden birisinin Fatih Akın olduğunu da hemen belirteyim. Uğur Yücel’in portresini çizmek istediği Çinli kızı önce soya sosuyla bir parça peçeteye resmetmesi oldukça hoştu. İlhan Erşahin’in saksofon tınılarını duymak da ayrı bir keyif veriyor bu bölümde.
“Ay’dan İzlenimler”’i hasbelkader izleyenler bilirler, içinden filmler geçen filmleri severim. Bu filmin içinden geçen film sadece sözlü olarak var. “Bertolucci filmlerindeymiş gibi hissettim” diyen karakter Bernardo Bertolucci’nin 1972 yapımı Ultimo tango a Parigi / Le dernier Tango à Paris / Paris’te Son Tango filmine gönderme yapıyordu. Hem ilgili kısa film Paris’te Son Tango ile çok benzer konuda hem de doğrudan serinin ilk filmi Paris’le bir bağlantı kuruluyor.Uğur Yücel New York'ta taksideyken...Kısa ve geçişli filmlerdeki karakterler bir yana bir diğer ana karakter de New York’un taksileri… New York deyince nedense benim de ilk aklıma taksiler geliyor. Filmin girişinden başlayarak pek çok öyküde ve geçişlerde taksileri görmeyi zaman zaman yersiz hatta komik bulmakla birlikte tüm filmi bunalmadan izledim diyebilirim. Fatih Akın’ın çektiği, Uğur Yücel’in yer aldığı filmde taksi şoförünün kendisine “Buraya geldiğinizde siz de New York'un mümkün olan her şeyin başkenti olduğunu düşünmediniz mi ?” diye yönelttiği soruya “Belki bir süreliğine” yanıtı da hem gülümsetiyor hem düşündürtüyor.

Sahi, sizin her şeyin mümkün olduğu başkentiniz neresi ?